Belli bir yastan sonra saf mutlulugu hissetmek imkansizlasiyor sanirim. Belli bir yas dedigim öyle 40 lar filan degil, 22 filan :)
Gün boyunca sevdiginiz insanlarla "takilip" edepsiz sakalara gülebilirsiniz, ya da bakkaldan bi sigara almaktan eve dönerken sag tarafinizdan yürüyen kediye yeni yeni yesillenmeye baslayan agaclara bakip ufak bir mutluluk ani yasayabilirsiniz, ya da ne bileyim cok güzel bi yemek yapip, yemekten acayip haz alarak yediniz, ama sigaranizi yaktiginizda: aci gercek dostlarim, yalnizsiniz.Heybenizde ne varsa, o güne kadar omuzlarinizda biriken, hepsinin kirikligiyla cekersiniz o sigarayi icinize.
Iddia ediyorum hic kimse mutlu degil. Cevremizdeki onca insana ragmen nasil hala bu kadar yalniziz? bir dakika bir dakika, ben mutluluktan söz ediyordum, yalnizliga nasil geldim?
Ne yasadiysaniz, iyi ya da kötü, hepsi ama hepsi sizinle geliyor. Kacmak olanaksiz. Iste bu yüzden birinin size tamamen dokunmasi imkansiz. Bu yüzden gülümserken hep bir burukluk, bir an sonrasinda hemen aglayiverecek kadar masumuz...
Bütün gün cevremizdeki insanlarla birlikte gülüp, aksam olunca gene kuytu bir köse bulup agliyoruz.
Birini kaybetmek cok aci birseymismis mesela. heybemde tasidigim en agir yük bu benim. Bugün, yani günesli bi bahar sabahi, yatagimi toplarken durduk yere aglamaya basladim. Nerede nasil ne zaman vuracagi hic belli olmuyor bu acinin.En mutlu aninda bile durduk yere beynine yapisan, mutlu olduguna, hala gülümseyebildigine pisman eden koca bir gercek duruyor orda. Ne yüzlesecek cesaretinin oldugu, ne de kacmaya mecalinin... Ne kadar zaman gecerse gecsin kabullenemiyor insan, kabullenemeyecegim sanirim. Daha sevdigimiz ve kaybedecegimiz bu kadar cok insan varken nasil hala mutlu olabiliriz? Annem, babam, dedem, babaannem, teyzelerim, belki kardesim, belki sevgilim, belki esim... Biz bu kadar aciya nasil dayanacagiz?
Eger bir tanri varsa, gercekten cok acimasiz...
Ben eski ben degilim. her mutlulugum bir parca buruk...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder