12 Kasım 2010 Cuma
7 Kasım 2010 Pazar
yüzeysel çıkarımlar listesi
bazen çok agresif olabiliyorum; hata yaptıgım söylenince, eleştirilince özellikle. bırakın hatalarımla var olayım. ben böyleyim, ve hatalarımla ilgili en ufak bir iç huzursuzlugu da duymuyorum. that's it! kimse beni böyle biri oldugumdan dolayı yargılama hakkına sahip değil. ki gene aynı ''kimse'' beni böyle biri oldugum için seviyo farkında olmasa da.
insanın istemediği şeyleri yapma eğilimini sorguluyorum günlerdir; lakin biryere varamıyorum.istemiosn o şeyi yapmayı ama yapıyorsun; hayat seni neden buna zorluyor, neden bunu zorunlu kılıyor, anlayabilemedim. işte bu yüzden hiçbirimiz özgür değiliz.hiçbişeyi yapmaya zorunlu hissetmediğim bir kişilik,bir dünya dileğim var.
kokular hayatımda çok önemli bi yere sahip. an'ları kokularla beraber kaydediyorum ben. sizde de böle mi?
yaşadığım eski bi anıya dair kokuyu aldıgımda, bi anda o ana gidiyorum, o anı tekrar yasıorum. içerdiği tüm duygularla beraber. güzel bişe.
eskiyi düşünmek çok tuhaf. nerden nereye diosun böle.hele benim hayatım kadar ''çok yol aldıgınız'' bi hayatınız varsa... evet çok yol aldığımı düşünüyorum. bi ara biyogrofimsi bişi yazıcam buraya söz.
çok detaycıyım. sarhoşken bile bin tane detay geçiyo aklımdan. gözlemliyorum, kaydediyorum, çıkarımlar yapıyorum, anlamlar yüklüyorum. bu yüzden ''sadece an'ı yaşamak'' çok zor benim için. çok manyakça, lakin kendimi bunu yapmaktan alıkoyamıyorum. ama çevremdekilerin 10 da 7 si yuzeysel biri olduğumu düşünüyordur heralde. yanlışsınız sevgili dostlarım.
çok dostum yok benim; dostum dediklerimin dost olmadıgını fark ettiğim realize anılarım var. hala kendime yediremediğim muameleler var rüyalarıma giren. çok sevince çok kazık atılıyo. yapma, etme!
sigara biter, ilham gider.
insanın istemediği şeyleri yapma eğilimini sorguluyorum günlerdir; lakin biryere varamıyorum.istemiosn o şeyi yapmayı ama yapıyorsun; hayat seni neden buna zorluyor, neden bunu zorunlu kılıyor, anlayabilemedim. işte bu yüzden hiçbirimiz özgür değiliz.hiçbişeyi yapmaya zorunlu hissetmediğim bir kişilik,bir dünya dileğim var.
kokular hayatımda çok önemli bi yere sahip. an'ları kokularla beraber kaydediyorum ben. sizde de böle mi?
yaşadığım eski bi anıya dair kokuyu aldıgımda, bi anda o ana gidiyorum, o anı tekrar yasıorum. içerdiği tüm duygularla beraber. güzel bişe.
eskiyi düşünmek çok tuhaf. nerden nereye diosun böle.hele benim hayatım kadar ''çok yol aldıgınız'' bi hayatınız varsa... evet çok yol aldığımı düşünüyorum. bi ara biyogrofimsi bişi yazıcam buraya söz.
çok detaycıyım. sarhoşken bile bin tane detay geçiyo aklımdan. gözlemliyorum, kaydediyorum, çıkarımlar yapıyorum, anlamlar yüklüyorum. bu yüzden ''sadece an'ı yaşamak'' çok zor benim için. çok manyakça, lakin kendimi bunu yapmaktan alıkoyamıyorum. ama çevremdekilerin 10 da 7 si yuzeysel biri olduğumu düşünüyordur heralde. yanlışsınız sevgili dostlarım.
çok dostum yok benim; dostum dediklerimin dost olmadıgını fark ettiğim realize anılarım var. hala kendime yediremediğim muameleler var rüyalarıma giren. çok sevince çok kazık atılıyo. yapma, etme!
sigara biter, ilham gider.
4 Kasım 2010 Perşembe
sonbaharı seviyormuşum. inanılmaz güzel bir renk cümbüşü var su an Köln'de. yerler sarı, kahve ve kırmızının türlü tonlarında yapraklarla dolu, süpürmeseler daha süper olcak. bırakın öle kalsın işte yahu! böyle acayip mutlu oluyorum yürürken. bide birkaç gundür ılık bi rüzgar var. yolda yururken yapraklar savuruluyo üstüne. gülümsetiyo. bu haliyle gerçekten çok romantik bi şehir burası.
dün akşam Rhein nehri manzaralı kaldırımımızda içip içip derin konulara daldık.güzel bi geceydi. ancak akşamdan kalma derse gitmek pek hoş olmadı. ögleye kadar basım dönmeye devam etti,
ki ders de öğleye kadardı zaten:)
farkında olmadan her gittiğimiz yeri istanbula benzetme çabamız mecvut. ''oha bildiin cihangir burası''
''al sana sessiz nevizade'' ''bura bildiğin bagdat caddesi yea'' ''koş koş istiklal'in aynısını buldum'' sarf ettiğimiz cümlelerden sadece birkaçı...
bazen kendime, beynime, kişiliğime, halet-i ruhiyeme yetişemiyorum. neyi arıyorum weya neye ulaşınca bitecek bu durum bi fikrim yok. doyumsuzum sanırım. sadece sizden biraz daha fazla...
dün akşam Rhein nehri manzaralı kaldırımımızda içip içip derin konulara daldık.güzel bi geceydi. ancak akşamdan kalma derse gitmek pek hoş olmadı. ögleye kadar basım dönmeye devam etti,
ki ders de öğleye kadardı zaten:)
farkında olmadan her gittiğimiz yeri istanbula benzetme çabamız mecvut. ''oha bildiin cihangir burası''
''al sana sessiz nevizade'' ''bura bildiğin bagdat caddesi yea'' ''koş koş istiklal'in aynısını buldum'' sarf ettiğimiz cümlelerden sadece birkaçı...
bazen kendime, beynime, kişiliğime, halet-i ruhiyeme yetişemiyorum. neyi arıyorum weya neye ulaşınca bitecek bu durum bi fikrim yok. doyumsuzum sanırım. sadece sizden biraz daha fazla...
3 Kasım 2010 Çarşamba
2 Kasım 2010 Salı
insanın kendi kendisiylen yönetişimi
yahu sinir oluyorum yönetilmeye ihtiyaç duyan aciz,güçsüz,cesaretsiz insanlara.
''yönetilmeye muhtaç olmak'' nasıl birşeydir nasıl hazmedilir, bilemedim, anlayamadım, hazmedemedim vesselam.
yanlış anlaşılmasın, ''güçsüz'' derken, kelimeyi maddi bir niteleme sıfatı olarak kullanmıyorum. cesur olamayan, kendi kendine yetemeyen, yeri gelince konusamayan, başkalarının onun adına konusmasına ihtiyaç duyan, ve bütün bunlardan gocunmayan'dır muhattabım.
Güçsüz kadına katlanamıyorum efendim. zaten ''yaradılıştan'' (!) fizyolojik bir eşitsizlik var. daha güçlüler, daha zor hasta oluyolar, daha zor aglıyolar, daha bi kodummu oturtuyorlar. tabi kodummu oturtmalarını meşru görmüyoruz yanlış anlamayalım, anlatmayalım.
konuya dönelim, kadın güçlü olacak! ezilmeyecek, büzülmeyecek, dik duracak, konusacak, muhalif olmayı bilecek becerecek, bası sıkısınca oturup ağlamayacak, veya bi erkegin gelip gözyaşını silmesine ihtiyaç duymayacak. ağlarsa da kimse görmeden ağlayacak :p
Bu kadın için ilişkilerde dezavantaj oluşturabilir tabi, erkek dediğin yönetmek ister (!) yardımına ihtiyaç duyulmasını ister (!), son sözü söylemek ister (!), her dakka arayıp ''nerdesin?'' ''kaçta evde olcaksın?'' ''yalnız gidebilecek misin?'' (!) sorularına muhattap bulmak ister. ama asla karışısında ağlayan çaresiz bir kadın istemez.
ha bunun yanında, bahsi geçen sorulara muhattap olmayı ''yaa ne kadar da çok seviyo beni yareppim yaa'' diye algılayan büzüşük beyinlere sesleneyim;
sen ''kişi'' değil misin yavrum? beynin aklığın dimağın yok mu senin? bi özgürlük alanın, bi yaşam şeklin filan hani?
bunun bi ileri aşaması hayatında illa bi erkeğin olmasına ihtiyaç duyan kadındır kanımca. ve hakkında söyleyebileceği tek şey şudur;
hiçbi zaman mutlu olamayacak, ''erkeğinin'' güçlü kollarında da mutlu mesut yaşayamayacaksın. muhtaç olduğun erkek, bir gün çekip gidecek, ve sen depresyonun dibine vuracak, içip içip ''yalvarırım dön'' mesajları atacaksın. küçüldükçe küçülecek, eğildikçe daha çok eğileceksin.
çok mu sert çıktım? evet sanırım öyle oldu. çok da iyi oldu çok da güzel oldu.
gelelim erkeğe,
söylenecek pek bişey yok aslında. kadının ''güçsüzü'' çekilmez evet, ama erkeğinki hiç çekilmez. hangi kadın ister ki karşısında güçsüz bi erkeği.
''sen planı yap bana herşey uyar aşkitom'' yahu nası uyar, sen ben misin, ben sen miyim, biz siz miyiz siz biz misiniz?
ilişkiler haricinde de yönetilmeye ihtiyaç duyan erkek de pek kötüdür. araştırmayan, okumayan, bilmeyen, bilse de söylemeye cesaret edemeyen, görmeyen, ögrenmeyen, bunlara ve bunlardan başka sebebeplere bağlı olaraktan da illa sırtını başkalarına dayamaya ihtiyaç duyan erkekten, iğrenirim, kaçarım.
yazının ana fikri; cesur olun lann! ''kişi'' olun, adam olun, kadın olun bişey olun!
''yönetilmeye muhtaç olmak'' nasıl birşeydir nasıl hazmedilir, bilemedim, anlayamadım, hazmedemedim vesselam.
yanlış anlaşılmasın, ''güçsüz'' derken, kelimeyi maddi bir niteleme sıfatı olarak kullanmıyorum. cesur olamayan, kendi kendine yetemeyen, yeri gelince konusamayan, başkalarının onun adına konusmasına ihtiyaç duyan, ve bütün bunlardan gocunmayan'dır muhattabım.
Güçsüz kadına katlanamıyorum efendim. zaten ''yaradılıştan'' (!) fizyolojik bir eşitsizlik var. daha güçlüler, daha zor hasta oluyolar, daha zor aglıyolar, daha bi kodummu oturtuyorlar. tabi kodummu oturtmalarını meşru görmüyoruz yanlış anlamayalım, anlatmayalım.
konuya dönelim, kadın güçlü olacak! ezilmeyecek, büzülmeyecek, dik duracak, konusacak, muhalif olmayı bilecek becerecek, bası sıkısınca oturup ağlamayacak, veya bi erkegin gelip gözyaşını silmesine ihtiyaç duymayacak. ağlarsa da kimse görmeden ağlayacak :p
Bu kadın için ilişkilerde dezavantaj oluşturabilir tabi, erkek dediğin yönetmek ister (!) yardımına ihtiyaç duyulmasını ister (!), son sözü söylemek ister (!), her dakka arayıp ''nerdesin?'' ''kaçta evde olcaksın?'' ''yalnız gidebilecek misin?'' (!) sorularına muhattap bulmak ister. ama asla karışısında ağlayan çaresiz bir kadın istemez.
ha bunun yanında, bahsi geçen sorulara muhattap olmayı ''yaa ne kadar da çok seviyo beni yareppim yaa'' diye algılayan büzüşük beyinlere sesleneyim;
sen ''kişi'' değil misin yavrum? beynin aklığın dimağın yok mu senin? bi özgürlük alanın, bi yaşam şeklin filan hani?
bunun bi ileri aşaması hayatında illa bi erkeğin olmasına ihtiyaç duyan kadındır kanımca. ve hakkında söyleyebileceği tek şey şudur;
hiçbi zaman mutlu olamayacak, ''erkeğinin'' güçlü kollarında da mutlu mesut yaşayamayacaksın. muhtaç olduğun erkek, bir gün çekip gidecek, ve sen depresyonun dibine vuracak, içip içip ''yalvarırım dön'' mesajları atacaksın. küçüldükçe küçülecek, eğildikçe daha çok eğileceksin.
çok mu sert çıktım? evet sanırım öyle oldu. çok da iyi oldu çok da güzel oldu.
gelelim erkeğe,
söylenecek pek bişey yok aslında. kadının ''güçsüzü'' çekilmez evet, ama erkeğinki hiç çekilmez. hangi kadın ister ki karşısında güçsüz bi erkeği.
''sen planı yap bana herşey uyar aşkitom'' yahu nası uyar, sen ben misin, ben sen miyim, biz siz miyiz siz biz misiniz?
ilişkiler haricinde de yönetilmeye ihtiyaç duyan erkek de pek kötüdür. araştırmayan, okumayan, bilmeyen, bilse de söylemeye cesaret edemeyen, görmeyen, ögrenmeyen, bunlara ve bunlardan başka sebebeplere bağlı olaraktan da illa sırtını başkalarına dayamaya ihtiyaç duyan erkekten, iğrenirim, kaçarım.
yazının ana fikri; cesur olun lann! ''kişi'' olun, adam olun, kadın olun bişey olun!
1 Kasım 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


