22 Şubat 2011 Salı


...
hayattaki tüm çabam; yanında hiçbir rahatsızlık duymadan dakikalarca sessiz kalabileceğim ilişkiler yaratmak ...
ilk anda kulağa acayip gelebilen bu cümleyi düşündüğünüzde, sessizliğinden sıkılmadığınız ''dostlarınızın'' ne kadar az olduğunu fark edeceksiniz ...
peki ya aşk?
aşk konusunu genelleyemeyen bir önerme bu. lakin
''aşk'ın sessizliği'' korkutucudur . katlanılması bir hayli zordur. acıtır. acıttıkça aşkı daha çok büyütür...
zordur velhasılıkelam efendim, çok zordur .
...
yaşadım da ordan biliyorum.
...

13 Şubat 2011 Pazar

...

ve bitti. dakikalar önce eve geldik hava limanından... gelirken ışığına baktık nazın , yanmıyordu... eve gelip ilk açtığım şarkı eylül'den aldıklarım , mutfak masasında duran bardaklar daha bi kaç saat önce içtiğimiz portakal suyu bardakları , odamın her yanına saçılmış eşyalar , bitmiş sigara paketi , ve bomboş bi oda... ağzıma sıçan bi başlangıç oldu . artık bu evde yaşamak oldukça zor .
bu gecenin şerefine ''milli marşımız''geliyor ...
not:evdeki tüm çakmakları toplamışsın naz, yanımda vardi hava alanına giderken, onu da geri vermemişsin. uyuz oldum .

bazen çok duygusal oluyorum ben

bugün çok acıyorum. acıyı tüm bedenimde hissediyorum. gün boyu uyumak, ve işkence süremi kısaltmak istiyorum fakat nafile, acımdan başka birşey düşünemiyorum.
değişmese hiçbirşey, ilişkiler değişmese, hep var oldugu güzelliğiyle yaşasa, var olan o güzellikle sarıp sarmalasa bizi. anılar yetmiyor, teselli de etmiyor, acımı daha da artırıyor.
bugün 6 aydır birlikte yaşadığım ev arkadasım we gene 6 aydr birlikte yaşadığım (sürekli bizdeydi çünkü, evine ugramadı, boşuna kira ödedi resmen  ) diğer güzeller güzeli arkadasım türkiyeye dönüyor. bu da demek oluyor ki, birşeyler değişiyor, tamamen, kökten. onlar için çok daha zor, görüyorum, hissediyorum fakat benim için de gerçekten zor. yaşarken farkına varmadığın o küçük anlar o kadar birikmiş ki. eşyaları toplarken fark ettik, taşımak oldukça güçtü hepsini. çok agır bu yük, çok zor bi yük.. omuzlarında kalsa, birikmeye de devam etse lutuf. ne gelir ki elden, değişiyor, evriliyor..
çılgınlar gibi ağlamak istiyorum. çok büyütüyorum sanıyorsunuz ama konu bu değil, konu yaşananların, birikenlerin ve ifade eden şeylerin çok büyük olması. konu şu an hayattan sözediyor olmak.
hayatım boyunca değişklikleri hep sewdim, hep çok kolay uyum sağladım. ilişkilerimin başlaması ve bitmesine de. ama değişmesi en çok zoruma giden şey dostluklarım oldu.
ben başaramıyorum insanları yüzeysel sevmeyi. en derinlerden seviyorum, en derinlerden bağlanıyorum. ve bu yüzden, hayatıma yeni dostlklar eklemek oldukça zor benim için. sevgisiz merhabaları sevmem, sevgisiz hal hatırları da sevmem. gereksiz. ama en zoru bu yaşadığım şekli. hala fırsatınız varsa, yüzeysel sevmeye devam ediniz. çünkü aksi halde, her giden dost, her biten dostluk, acıtıyor, yoruyor,hırpalıyor,tüketiyor. 
Naz ve Eylül.
sizi seviyorum, ve bu günleri hep özleyeceğim.
yeniden ''siz'' gibi dostlar yaratmaya mecalim yok. bi süre yüzeysel sevmeyi deneyeceğim...