3 Ekim 2011 Pazartesi

just like a dream which ends happy




I dont have that huge dreams
meaningless happiness descriptions anymore
would u like to dream with me?
or, lets ask like that,
would you like to be the dream of me?
just this bed, peace, and smell of this forest
it would not be bad your existance of course,
hugs the day long and touch to your hair
scent of it
than meeting of my hands with your face again
describing, imprinting to my mind all the features, hurts, disappointments of your face
thousands of sorry for each one with thousands of tears
than being happy again
as a child who have never seen the blue of this sea before
as a plant which reunite to its soul with long, and old roots after long long times in water :)
thousands of smile for each breathes which we take together
being thankful to God
that gives the pleasure of this truth
this true
this love
than being again thankful
to gives the chance sleeping together in the heart of this forest
heart of each other
i need the smell of love
but i already remember
just tell me that you love me
now close your eyes

feel the peace
and love...

9 Temmuz 2011 Cumartesi

sabah 10 gibi uyandim.gece de 4 gibi uyumustum. neyse kahvemi yaptim, sigarami ictim. biraz internette oyalandim. sonra dedim alisverise gideyim. bol bir tshrt, tayt, parmakarasi terliklerle tam cumartesiye yakisan konsepteydim. hava guzel bugun. yani sabah guzeldi. Su an günesi goremedigime gore guzel degil.
alisverisimi yaptim, ewe donmek icin trene bindim. mutluydum oldukca, daha cok huzurlu belki. cunku mutluluk kelimesinde hafiften bir cosku gizli.
birseyler okumayi sevmiyorum trende. bikac defa denedim, migdem bulaniyor. buyuk kayip esasinda bu, okuyabilmek guzel olurdu. malum, gunun en az 1,5 saati yolda geciyior.
neyse.
"naechstehalt Chlodwigplatz".. 5 yaslarinda bir kiz cocugu we babasi bindiler. tam karsimdaki bos yere oturdular. babasi "ewet simdi otur, pencere kenarina dogru kay, ewet pencere kenarina, bak soyle" dedi. minik de eliyle yokladi sag tarafini, evet, pencere kenarindaydi. basta anlamadim olayi. sonra güzeller güzeli melegin gozlerinin kapali oldugunu gördüm. acmadi hic. yol boyunca kapaliydi. kirpikleri de öyle guzeldi..
yol boyunca duydugu seslerin neler oldugunu sordu. bir ara 2 cocugun islik sesine:
-flüt caliyorlar degil mi?" dedi.. babasi:
- tam goremedim ama öyle olmali" diye cevap verdi.
oysa biliyordu, flüt sesi olmadigini. incinmesinden korktu diye dusundum. hayat dolu bi adamdi. minikte göremedigim kadar hayat dolu. yol boyunca sakalar yapti, minigin gülümsemiyor olmasina aldirmadan.
-kazagin kalin degil mi, bence sicak oldu hadi cikaralim"
-hayir bence sicak degil"
-ama günes var..
-...
sonra anne we babani hic gormeden buyumek nasil birseydir diye dusundum. sadece sesleriyle...
huzurlu degildim artik. neden diye sordum. tanriyi düsündüm. bir deist in muhtemel cevaplarina kendimce baska sorularla yanit verdim.
ben o masum yüzde,
saglikli gözlere sahip insanlara ibretlik yarattigi gozlerde,
tanrinin en acimasiz yanini gördüm.
canim benim...
umarim bir gün sende "renklerin" nasil birsey oldugunu görme lüksüne sahip olursun...

13 Haziran 2011 Pazartesi

obsesif cikarimlar

kafam az biraz güzel . agir erasmus dönüsü travmasi geciren arkadasim Hakanin da destegiyle bunalima girdim hayirlisiyla . bunalim konusu "Erasmus donüsü istanbul" ya da "Kölnden sonra Istanbul"...
9 aydir burdayim , dile kolay. Yaklasik bi iki ayim daha var ama , son gunlerin ne hizida gectigini ilk donemden bilirim . Zaten obsesif bir insanim , kafamdan cikaramiyorum iste dönüs olayini , gene bir degisim olayini . Atip tutmusum 2 onceki yazida , degisiklere cabuk uyum sagliyomusum filan... Sie diyorum. Uyum saglaman buysa dibe vurmani da görmek isteriz bebegim..
Neyse , Hakancigimin tavsiyesi ile son gunlerimde ne istersem onu yapmaya yöneltildim . Gündüz gündüz sarhos olmak istedim, oldum da görüldügü üzre.
dedim bir bakaym ben neler yaziyormusum.. Aslnda su blog isini kiviramadgimi dusunuyordum . Yani bilmiyorum her nasilsa kelimelerim düsüncelerimden cok daha sig dokülüyor satirlara . Varsin sig sansinlar..
eh kafa hos olunca da yazdiklarim da hos geldi , dedim niye bu kafayi ozetlemeyeyim, diy mi ama?
Istanbulda yasama sebebine ihtiyacim var.. Tek istedigim de mumkun oldugunca cabuk durumu cözümleyip tek bilinmeyenli denklemde yerine oturtmak... Aslinda tek bilinmeyenli denklemler cok kolaydi dimi ? Yani simdi dusununce...

yys+selin=selin-kmos

( yys:yeni yasama sebebi) (kmos:köln"de mutlu olma sebepleri )

denklemdeki verileri dikkatle ele alirsak;
selin: zaten bildigimz selin,
kmos; zaten bilinenler (elimizdekiler),
yys;bulunmasi gerekenler (istenenler) ,

olmali kabaca..
iice zivanadan ciktim. bi cay koyayim.

22 Şubat 2011 Salı


...
hayattaki tüm çabam; yanında hiçbir rahatsızlık duymadan dakikalarca sessiz kalabileceğim ilişkiler yaratmak ...
ilk anda kulağa acayip gelebilen bu cümleyi düşündüğünüzde, sessizliğinden sıkılmadığınız ''dostlarınızın'' ne kadar az olduğunu fark edeceksiniz ...
peki ya aşk?
aşk konusunu genelleyemeyen bir önerme bu. lakin
''aşk'ın sessizliği'' korkutucudur . katlanılması bir hayli zordur. acıtır. acıttıkça aşkı daha çok büyütür...
zordur velhasılıkelam efendim, çok zordur .
...
yaşadım da ordan biliyorum.
...

13 Şubat 2011 Pazar

...

ve bitti. dakikalar önce eve geldik hava limanından... gelirken ışığına baktık nazın , yanmıyordu... eve gelip ilk açtığım şarkı eylül'den aldıklarım , mutfak masasında duran bardaklar daha bi kaç saat önce içtiğimiz portakal suyu bardakları , odamın her yanına saçılmış eşyalar , bitmiş sigara paketi , ve bomboş bi oda... ağzıma sıçan bi başlangıç oldu . artık bu evde yaşamak oldukça zor .
bu gecenin şerefine ''milli marşımız''geliyor ...
not:evdeki tüm çakmakları toplamışsın naz, yanımda vardi hava alanına giderken, onu da geri vermemişsin. uyuz oldum .

bazen çok duygusal oluyorum ben

bugün çok acıyorum. acıyı tüm bedenimde hissediyorum. gün boyu uyumak, ve işkence süremi kısaltmak istiyorum fakat nafile, acımdan başka birşey düşünemiyorum.
değişmese hiçbirşey, ilişkiler değişmese, hep var oldugu güzelliğiyle yaşasa, var olan o güzellikle sarıp sarmalasa bizi. anılar yetmiyor, teselli de etmiyor, acımı daha da artırıyor.
bugün 6 aydır birlikte yaşadığım ev arkadasım we gene 6 aydr birlikte yaşadığım (sürekli bizdeydi çünkü, evine ugramadı, boşuna kira ödedi resmen  ) diğer güzeller güzeli arkadasım türkiyeye dönüyor. bu da demek oluyor ki, birşeyler değişiyor, tamamen, kökten. onlar için çok daha zor, görüyorum, hissediyorum fakat benim için de gerçekten zor. yaşarken farkına varmadığın o küçük anlar o kadar birikmiş ki. eşyaları toplarken fark ettik, taşımak oldukça güçtü hepsini. çok agır bu yük, çok zor bi yük.. omuzlarında kalsa, birikmeye de devam etse lutuf. ne gelir ki elden, değişiyor, evriliyor..
çılgınlar gibi ağlamak istiyorum. çok büyütüyorum sanıyorsunuz ama konu bu değil, konu yaşananların, birikenlerin ve ifade eden şeylerin çok büyük olması. konu şu an hayattan sözediyor olmak.
hayatım boyunca değişklikleri hep sewdim, hep çok kolay uyum sağladım. ilişkilerimin başlaması ve bitmesine de. ama değişmesi en çok zoruma giden şey dostluklarım oldu.
ben başaramıyorum insanları yüzeysel sevmeyi. en derinlerden seviyorum, en derinlerden bağlanıyorum. ve bu yüzden, hayatıma yeni dostlklar eklemek oldukça zor benim için. sevgisiz merhabaları sevmem, sevgisiz hal hatırları da sevmem. gereksiz. ama en zoru bu yaşadığım şekli. hala fırsatınız varsa, yüzeysel sevmeye devam ediniz. çünkü aksi halde, her giden dost, her biten dostluk, acıtıyor, yoruyor,hırpalıyor,tüketiyor. 
Naz ve Eylül.
sizi seviyorum, ve bu günleri hep özleyeceğim.
yeniden ''siz'' gibi dostlar yaratmaya mecalim yok. bi süre yüzeysel sevmeyi deneyeceğim...